1 Eylül 2015 Salı

vasıfsız hüzün

  daimi hüzünlerim var benim. beni terk etmeyen ya da terk etmek istemediğim.. sonunun aynı olacağını bilsem bile yine yaşamak isteyeceğim hüzünler.. öncesindeki yaşanmışlıkları hatırlatan hüzünler bunlar. bi' nevi acı çekmekten mutluluk duyma hali de denebilir. bi' şeylere ne kadar çok alıştıysanız, sevdiyseniz vs. yıkımı da o derece büyük oluyormuş ya hani. işte onun hüznü de bi' başka oluyor. terk etmek bilmiyor seni. yapışıyor yakana.. zamanla haz duyuyorsun bundan. işte bu da bildiğin vasıfsız hüzün oluyor.

23 Ağustos 2015 Pazar

Özlemler ve Beşiktaş

  Beşiktaş'ın her mağlubiyetinden sonra ona sarılmak isterim sıkı sıkı. sarılsam her şey düzelecekmiş gibi, her şey unutulacak, her şey düzelecekmiş gibi hissederim. tıpkı her onu özlediğimde sarılsam her şeyin geçeceğini düşündüğüm gibi. ama ne Beşiktaş'a sarılabiliyorum ne de ona. bizimkisi de bildiğin vasıfsız özlem işte..

8 Ağustos 2015 Cumartesi

hüzünlü saatler

an geliyor birine onu anlatmak istiyorsun, saatlerce.. sadece onu.. hala nasıl sevdiğini, unutamadığını, unutmak bile istemediğini.. ilk gördüğünde neler hissettiğini, onda kimsenin göremediği güzelliği, uyurken yüzünde oluşan gülümsemeyi.. sonra gidişini anlatmak geliyor içinden. giderken senden götürdüklerini, içinin nasıl acıdığını anlatmak istiyorsun. sonra o da geçiyor. sadece susuyorsun. susarak bi' insan çok şey anlatabilirmiş. bunu anlıyorsun.